słownik polsko - turecki

język polski - Türkçe

wolny po turecku:

1. ücretsiz ücretsiz


Linux ücretsiz bir işletim sistemidir, denemelisiniz.
Gençken,birçok şeyi ücretsiz aldım.

2. yavaş yavaş


Levent yavaş ama dikkatli.
Birçok eski gelenekler yavaş yavaş ortadan kayboluyorlar.
Annem yavaş konuşur.
Lütfen daha yavaş konuşun.
Sırp trenleri korkunç bir şekilde yavaş...
Koşma. Yavaş yürü.
Tom, Bill'den daha yavaş konuşur.
Mümkün olduğunca yavaş konuşabilir misiniz?
Çok sayıda eski gelenek yavaş yavaş ortadan kalkıyor.
Gökyüzü yavaş yavaş bulutlandı.
Bugün Tatoeba'nın oldukça yavaş olduğunu düşünüyorum.
O, yavaş yavaş iyileşti.

3. özgür


En sonunda özgürüm.
Tüm insanlar özgür, değer ve hak bakımından eşit olarak doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik düşünceleriyle davranmalıdırlar.
Özgürlük özgür değildir.
Amerika, kendisinin dünyanın en özgür ülkesi olduğundan hoşlanıyor.

4. tek


Tek başına yaşıyordu.
İnsan gülebilen tek hayvandır.
Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olma hakkına sahiptir.
Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmamamdır.
Japonya'da neredeyse tüm yollar tek şerittir.
Tanrı, dünyayı gerçekten tek bir günde mi yarattı?
Onun tek isteği oğlunu son bir kez görmekti.
O benim dağa tek başıma tırmanmamın imkansız olduğunu düşünüyor.
Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.
Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!
Kanser tek değil fakat yüzlerce farklı hastalıklardan biridir.
Herkesin, fikir, vicdan ve din hürriyeti hakkı vardır; bu hak, din veya kanaat değiştirmek hürriyeti, dinini veya kanaatini tek başına veya topluca, açık olarak veya özel surette, öğretim, tatbikat, ibadet ve ayinlerle izhar etmek hürriyetini içerir.
Final maçındaki tek gol Andrés Iniesta tarafından atıldı.
Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.
Baba Ken'i haydi haydi severdi,çünkü onun tek oğluydu.